Sezin'in Seçtikleri (Mekanlar-İnsanlar-Trendler)

8 Ekim 2009 Perşembe

2 Ağustos 2009 Pazar - Posta Ege
Çeşme gecelerinin vazgeçilmez adresi:
SHAYNA

Çeşme’nin o deli rüzgarında sığınılacak liman arayanların uğrak yeri olan Shayna, dümdüz pırıl pırıl denizi, geniş plajı, rahat şezlongları, kocaman minderleri, muhteşem manzarası ve kaliteli hizmet anlayışıyla gündüz denize girmek isteyenlerin tercih ettiği bir muhteşem bir plaj... Geceleri ise dünyaca ünlü sanatçıları ve DJ’leri ağırlayan, büyük prodüksüyonlara imza atan, “Yüzde Yüz Türkçe” partileriyle cuma gecelerine damgasını vuran, Çeşme gecelerin vazgeçilmez adresi...

İzmir’in tanınmış simalarından İbrahim ve Cem Eliş kardeşlere ait Shayna’nın sekiz yıllık geçmişi var. İbrahim ve Cem, üniversite ve MBA eğitimlerini tamamladıktan sonra bir süre özel sektörde çalışıp kariyer yapıyorlar. Sonra, ailelerine ait arazide “butik otel” açma sevdasıyla başlayan maceraları “Shayna Beach Club”le noktalanıyor. Bugün, yeni bir markayla kendi restoranlarını yaratmanın mutluluğunu yaşıyorlar. Bu sene “Shayna Beach Club”ın bünyesinde, İtalyan asıllı Amerikalı Şef Paul Morello’un elinden çıkan dünya mutfaklarının en güzel örneklerini bir arada bulabileceğiniz “Chefood” adında restoran açmışlar. Gece iskelede, ışıl ışıl Aya Yorgi manzarasının mükemmel atmosferinde, şık ve kaliteli hizmet veriyorlar. Gündüz de bu kaliteden hiç ödün vermeden, kulübün en uzak köşesine kadar servis yapıyorlar. Şef Paul Morello’un muhteşem yemeklerinin yanı sıra şarap mönüleriyle de oldukça iddialılar. Bundan sonra yeni markaları “Chefood Restaurant”la da çok konuşulacağa benziyorlar. Eliş kardeşlerle, Aya Yorgi Koyu’ndaki Shayna’da yaptığımız röportajımızda, onların yüksek iş temposuna ayak uydururcasına, sekiz yıllık serüvenlerini iki saate sığdırdık.

Sekiz yıllık serüven

İbrahim ve Cem Eliş kardeşler kimdir ?

İbrahim: İzmir Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler okudum. MBA yapmak için Amerika’da iki sene master yapıp Türkiye’ye döndüm. Askerlikten sonra Eczacıbaşı’nda Girişim Pazarlama’da kategori uzman yardımcısı olarak işe başladım. Ericsson şirketinde pazarlama bölümünde de iki sene çalıştım. Sonra kendi işimi kurmaya karar verdim.
Cem: 1969 doğumluyum. Bornova Anadolu Lisesi’ni, sonra da İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme Bölümü’nü bitirdim. İş hayatına atılmadan önce New York Paiste Üniversitesi’nde yatırım yönetimi masterı yaptım. Altı sene Finans Bank’ta müşteri temsilcisi ve genel müdürlük bünyesinde hazinede pazarlama departmanında çalıştım. Ardından, Shayna’nın bulunduğu burasıyla ilgilenmeye başladım.

Shayna’yı açma fikri nasıl ortaya çıktı ?

Cem: Şu anda Shayna’nın bulunduğu yer eski bir aile büyüğümüze ait. Bu arazi üzerinde ne yapabiliriz diye araştırdık. Bu alan imara açık olmadığı için sadece günübirlik tesis yapma ruhsatı vardı. Burada da çok küçük bir işletme vardı zaten. Biz kendi ruhsatımızla 2002 yılında açtık Shayna’yı . O gün bu gündür de her sene üzerine bir şeyler koyarak devam ediyoruz. Shayna’nın gelişen bir çizgisi olduğuna inanıyoruz.
İbrahim: Burada Shayna’dan önce doğru dürüst bir şey yoktu. Aslında buraya önünde iskelesi olan bir butik otel açmak istemiştik. Sit kararı ve mimari durum gereği yapamadık. Ben ilk ağabeyime yardım amaçlı başladım işe.

Şimdi sekiz yıldır, aynı isim ve aynı logoyla yolumuza devam ediyoruz.
İlk açtığınızdan bu yana neler değişti ?

Cem: Amacımız gündüz plaj, geceleri de bar konseptini oturtmaktı, bunda çok başarılı olduk. Her sene yenilikler, ilaveler yaptık. Marka olduk. Tanınırlığımız giderek arttı.
İbrahim: İlk başta ufak 50-60 kişilik bir restoranla başladık. Gündüzleri plaja servis verdiğimiz küçük bir restoran... Bu iş için ayrı bir emek harcanması gerektiğini fark ettik ve restoran işletmemizi İstanbul’daki örnekleri gibi, başkasına vermeyi tercih ettik. Biz de plaj ve bar kısmıyla ilgilendik. Yaklaşık altı sene boyunca farklı işletmelerle çalıştık. En sonunda işin restoran tarafına girmemiz gerektiğine karar verdik. Bu nedenle bu sene “Chefood” markası altında kendi markamızı, kendi restoranımızı yarattık.

Şef Paul Morello’nun iddalı mönüsünü biraz anlatır mısınız ?

İbrahim: Gündüz-gece mönüleri farklı. Gündüz plajda güneşlenirken şezlongunuzdan hiç kalkmadan yiyebileceğiniz 50 çeşit yemek var. Çocuklar için ayrı bir yiyecek grubu var. Bu müşterilerimizin çok hoşuna gitti. Gece ise mönümüze özel ana yemekler ekledik. Günlerce şarapta bekletilmiş etler ve genellikle bonfile dışında hayvanın diğer yerlerinin marine edilmesiyle yapılmış çok özel yemekler koyduk. Belçika mutfağından kum midyeli Gnocchi, Arjantin mutfağından chimmichurri soslu et, İtalyan mutfağından pizzalar ve Japon mutfağından örnekler var. Tabi kendi mutfağımızı saymamıza zaten gerek yok... Bu şefimizin yetenekleri sayesinde oldu. Şefimiz özellikle salatalarda çok iddialı. Salataların kendi özel sosları var. Ayrıca sunumlarımız da oldukça ilginç.
Çok güzel ve özenle hazırlanmış bir şarap mönüsü de görüyorum!

İbrahim: Güzel bir şarap mönüsü hazırladığımıza inanıyorum. Şarap çeşitlerini oldukça geniş tuttuk. Şarap mönümüzde her şarabın altında gerekli bilgileri de yazdık. Ayrıca hangi yemekle hangi şarabın içilebileceğini de öneriyoruz. Mahsenimiz var, şaraplarımızı orada muhafaza ediyoruz.

Ünlü müzisyenlerle çalışıyoruz.
Restoran işine girmek yeni bir marka yaratmak kolay olmasa gerek...

İbrahim: Restoran işini çok iyi yapmamız gerektiğine inandık. Bunun için bütün kış çalıştık.
Cem: Amacımız restoran işini iyice öğrenmek ve oturtmak. Bu sektörde de var olmak istiyoruz.

Bundan sonraki hedefleriniz neler ?

Cem: Bu kış olmaz ama, ileride yeni restoranlar açmayı planlıyoruz. Kış aylarında İstanbul’da yaşadığımız için önce İstanbul sonra İzmir için planlarımız var. Sektörde büyümeyi hedefliyoruz.
İbrahim: Planlarımız var tabi ki. İzmirli müşterilerimizden kopmak istemiyoruz. Hem İstanbul hem İzmir de olup, her iki tarafı kışın da yakalayıp, yazları da onları Çeşme’de birleştirmeyi hedefliyoruz.

İstanbul da bir restoran açmak sizin için zor olmayacak mı ?

Cem: Sektörün devleri orada olsa da, potansiyel çok büyük. İyi birşey yaptıktan sonra insanlar onun değerini veriyorlar. Ayrıca kışları İstanbul’da yaşadığımız için oraya da hakimiz.

Aya Yorgi Koyu’nun en güzel, en uzun plajı sizin. Sizi diğerlerinden ayıran ne ?

Cem: 13 metrelik uzun bir sahilimiz var. En büyük farkımız, mönülerimizdeki herşeyi iskelenin ya da çimin en uzak köşesine kadar aynı kaliteyle götürmemiz.
İbrahim: Konumumuz gereği en son güneşi alan yer biziz, koyun ucunda olmamız nedeniyle de denizin en temiz olduğu noktada bulunuyoruz. Bu oldukça önemli bir avantaj. Devamlı bir şeyler katma çabasındayız. İnsanlar her geldikleri sene yeni farklı bir şey buluyorlar.
Bu koya teknelerde oldukça rağbet ediyor.

Teknelere de servis veriyor musunuz ?

Cem: İsteyen olursa veriyoruz tabi ki. Bir bot var onunla servis yapıyoruz.

Shayna’da ne tür müzikler çalınıyor ? Bu sezon programınızdan bahsedermisiniz ?

Cem: Gündüz plajımızda hafta içi yumuşak ve soft bir müzik var. Cumartesi ve pazar günleri ses seviyesi 17.00-19.00’a kadar biraz yükseliyor.
İbrahim: Gece bar programımızı ben anlatayım. Her cuma bizimle özdeşleşen ve çok ilgi gören Akşit Ersoy ile “Yüzde Yüz Türkçe” konseptimiz var. Akşit zaten benim çocukluk arkadaşım. Yıllar önce bu projeye beraber başladık, çok da iyi gitti. Bu sene de devam ediyoruz. Cumartesi geceleri için özel programlar hazırladık. Bu sene dört tane büyük partimizi sezonun en dolu olacağı haftalara yerleştirdik. Bir tanesi “Beggin”i yeniden remixleyerek hayata döndüren Madcon’du. 17 Temmuz gecesi “Selamün Aleyküm” diyerek sahneye girdi, oldukça sıcak bir kişiliği var, müthiş bir performans sergiledi. Gene dünyanın gelmiş geçmiş en iyi dans müzik DJ’lerinden biri kabul edilen Grammy ödüllü prodüktör Roger Sanchez, DJ Mag Top 100’e bu sene giriş yapan Fransız Martin Solveig sahne aldı. Daha önce de Shayna’ya gelmiş olan, bizimle özdeşleşen, dünya sosyetesinin bir numaralı DJ’i, “Buddha Bar” gibi dünyaca ünlü kulüplerin yaratıcısı, uluslararası müzik fenomeni Claude Challe, 8 Ağustos akşamı yine Shayna’da müzik yapacak.
Cem: Bu dört günün dışında cumartesi geceleri bizim DJ’miz Cüneyt çalıyor. O da az değildir hani!

Dünyaca ünlü DJ’leri Çeşme’ye getirmeyi nasıl başarıyorsunuz? Kimi getireceğinize nasıl karar veriyorsunuz?

İbrahim: Genelde prodüksüyonu olup, şarkıları, klipleri MTV, Number One TV’de dönen, Metro FM, Power FM’de müziklerini duyabileceğiniz prodüktör DJ dediğimiz isimleri getirmeye çalışıyoruz. Power FM’le senelerden beri medya sponsorluk anlamında beraberiz. Onların müzik direktörleriyle konuşarak hangi DJ’leri getireceğimize karar veriyoruz. Bir de beraber çalıştığımız menajerler var. En geç ocak ayında DJ seçiminizi yapıp anlaşmaları yapmanız gerekiyor. Bu isimleri başka türlü getirmeniz mümkün değil. Bir de Çeşme ve Shayna’yı tanıtan fotoğraflarla onları ikna etmeniz gerekiyor. Genelde geldikleri zaman Çeşme’yi ve Shayna’yı gördüklerinde büyüleniyorlar. Roger Sanchez kendisini dinleyen kitleyi çok beğendi. Mekanın deniz kıyısında olmasını, insanların enerjisini çok beğeniyorlar ve çok mutlu ayrılıyorlar. Mesela Claude Challe, “Ben hayatımda DJ kabininden deniz manzarası görmedim” dedi. Geçen gelişinde 4-5 gün fazladan kalmıştı, bu sene kızıyla beraber geliyor.


Birbirimizi tamamlıyoruz

Çok farklı karakterlerde kardeşlersiniz, beraber çalışmak nasıl yürüyor ?

İbrahim: Bazı işler vardır ki ağabeyim bilir, karar verir, sonra bana söyler. Bazı işler var ki, ben karar verir ve uygularım, sonra ona söylerim. Yani birbirimizi çok iyi tamamladığımız yönler var. Aramızda doğal bir iş bölümü vardır. Aile işi yapmak zor derler ama biz memnunuz.
Cem: İbo’nun beni tamamlayan birçok yönü vardır. Belki de iki kardeşin ortak olması, beraber çalışması daha kolay aslında. Özellikle bu işte arkanızı döndüğünüzde güvenebileceğiniz birilerin orada olması çok önemli. Biz kardeş olmanın avantajlarını yaşıyoruz.

İşin zorlukları neler ?

Cem: Hizmet sektöründe birebir insanlarla muhattapsınız. Bu kesinlikle kolay değil. Herkesi memnun etmek çok zor. Biri sesin kısılmasını ister diğeri açılmasını, biri hamburger köftesini baharatlı ister, diğeri sade. Ortak müşterekte buluşup, genel bir memnuniyet sağlayıp markanızı yükseltmek olabileceklerin en iyisi. Biz bunu yaptık, bu işin diğer zorluklarını pek yaşamadık.
İbrahim: Çalışma saatleri çok uzun. Özellikle yazın tempo çok garip. Hiç uyumadığımız veya günde sadece iki saat uyuduğumuz zamanlar oluyor. Hep burada olmak zorundasın. Müşteri seni görmek istiyor, geldiğinde muhakkak seninle konuşmak istiyor. Çok özveri isteyen bir işimiz var. Kendinden ve hayatından çok vermek zorundasın. Yaz-kış bu tempo yapılamaz. Shayna saat 10’da açılıyor ve sabah 5’de kapanıyor, arada kalan o beş saatte de temizlik yapılıyor. Yani hiç kapanmayan bir yer diyebiliriz. Üstelik haftanın her günü açık. Bu yüzden öyle bir tempo var ki en fazla 3-4 ay dayanabilirisiniz. Oniki ay kimse bu tempoya dayanamaz.


Dünya mutfağı yarattık
Yeni açılan Chefood‘da ünlü bir şefle çalıştığınızı duyuyoruz. Kim bu şef, size ne gibi katkıları oldu?

İbrahim: Uzun yıllar ABD ve Türkiye’nin önde gelen restoranlarında şeflik ve danışmanlık yapmış, İtalyan asıllı Amerikalı Şef Paul Morello’yla çalışıyoruz. Kendisi Türkiye’yi çok seviyor. Üstelik Türklerin damak tadını çok iyi biliyor. Kendi reçetelerini Türk damak tadına
uydurmayı iyi başarıyor. “Chefood”da kendi mönümüzü oluşturduk. Gece ve gündüz ayrı mönümüz var.
Cem: Çok ciddi bir mönü hazırladık. Restoranın gündüz servisiyle ilgili şu ana kadar çok iyi tepkiler aldık. Şefimizin becerileri sayesinde tam anlamıyla “dünya mutfağı” diyebileceğimiz zengin bir mönüye sahip olduk.
Sezin’ce

Çeşme’ye yeni bir eğlence anlayışı getiren büyük partilere ve unutulmaz gecelere imza atan Eliş kardeşlerin sahibi olduğu Shayna Beach Club aslında oldukça bilindik ve tercih edilen bir mekan.

Burası konaklama dışında, tatilcilerin ihtiyacı olan her şeyi neredeyse karşılıyor; gündüzleri plaj, geceleri ise restoran ve bar olarak hizmet veriyor. Aya Yorgi Koyu’nun çıkış noktasında olması, temiz ve dalgasız denizi, güneşi en uzun süre alıyor olması, Çeşme rüzgarından fazla etkilenmemesi, uzun plajı, rahat şezlongları, çimlerin üzerinde sere serpe yayılabileceğiniz minderleri ve en uzak köşesinde bile yerinizden kalkmanıza gerek olmadan yemek servisinin yapılabilmesi, denize girmek, güneşlenmek ve dinlenmek için sorunsuz bir gün geçirebileceğiniz belki de en iyi mekan. Eğer çocuklarınızla tatile çıktıysanız, rahatlıkla Shayna’yı tercih edebilirsiniz. Çocuk mönüleri bile var.

Shayna’yı mutlaka ünlü DJ’lerin unutulmaz partileri veya “Yüzde Yüz Türkçe” geceleriyle hatırlayacaksınız. İbrahim ve Cem Eliş kardeşler gerçekten güç bir işi başararak, Türkiye‘ye gelmesi oldukça zor ünlü isimleri, DJ’leri Shayna’da ağırlamayı başardılar. Bunlardan akıllarda en çok kalan, Çeşme’nin en güzel gecelerinden birine imza atan Claude Challe oldu. Claude Challe, Shayna için bir gelenek haline geldi diyebilirim. Bu sene de 8 Ağustos’ta Shayna’da sahne alacak, sakın kaçırmayın! Geçtiğimiz haftalarda “Beggin”i yeniden remixleyerek popüler yapan Madcon’u ağırladılar. Ben maalesef kaçırdım ama gidenler muhteşem bir gece yaşadıklarını söylüyorlar.
Bir de Akşit Ersoy’la cuma gecelerinin vazgeçilmez “Yüzde Yüz Türkçe” geceleri var tabii.

Yeni gözde “Chefoods”

Shayna‘nın yemeklerine gelince... İlk günden bu yana içerisinde hep birinci sınıf kaliteli restoranları barındıran Shayna’nın yemekleri hep güzeldi zaten. Ama Eliş kardeşlerin yeni restoranı Chefoods’un mönüsünü ve yemeklerini görünce şaşırmadım desem yalan olur. Ne yapmışlar öyle! İzmir’in alışık olmadığı bir çeşitlilik var mönüde. “Dünya mutfağıyız” diyorlar ve bunu gerçekten hak ediyorlar bence. Mönüyü okurken bile iştahınız iki katına çıkıyor. İşte size mönüden örnekler, “Şampanya ve havyar soslu ızgara somon ve deniz tarağı”, “Seafood Duo” ya da başlangıçlardan “Pancar Carpaccio üzerinde avakadolu Asya usulü somon tartar”, “Avacado Salmon Tartar”. Bu yemekleri bir de Shayna’nın iskelesinde deniz manzarası ve caz müziği eşliğinde yediğinizi düşünün lütfen. Bence öldürücü son darbeyi de muhteşem şarap mönüsü ile yapmışlar. Üstelik hangi yemekle hangi şarabı içeceğiniz konusunda da yanılma şansınız yok gibi! Çünkü onlar gerekli önerileri de yazmışlar mönüye...
Kısacası, Çeşme’de, daha doğrusu Aya Yorgi’de keyifli bir gün geçirme fırsatınız varsa, Shayna en doğru adreslerin başında geliyor.

Etiketler: , , , ,

1 Yorum:

  • yaz bitince, soluksuz kaldık sanki..

    yazınız çok güzeldi,

    elinize ve yüreğinize sağlık.

    Blogger khaos adlı yazara göre, saat: 21 Ekim 2009 01:54  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]



<$I18N$LinksToThisPost>:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa